19 Ocak 2013 Cumartesi

BEDEVİYYE TARİKATI PİRİ HAYATI VE TARİKAT SECERESİ

Şeyh Seyyid Ahmed el-Bedevi: İsmi Ebü’l-Fityan Ahmed bin Ahmed bin ibrahim el-Fasi et-Tantavi el-Bedevi’dir. H. 73 (M.692) yılında Arabistan’da çıkan karışıklıklar üzerine Fas’a göç eden bir aileye mensuptur. Soyu Dokuzuncu İmam Seyyid Muhammed bin Cevad Hz.lerinin oğlu Muhammed’e ulaşır. Babasının ismi ise Ali’dir. H. 596 (M. 1200) yılında Fas’ta doğdu. Yüzünü Afrika bedevileri gibi örttüğü için kendisine “el-Bedevi”, cesur ve atılgan bir genç olduğu için “el-Attab ve Ebü’l-Fityan” denilmiştir.

Şeyh Seyyid Ahmed el-Bedevi Hz. Küçük yaşta ailesiyle birlikte hacca gitti. Mekke’de iken babası vefat etti. Gençlik yıllarında zahiri ilimlerle meşgul oldu. Kur’an-ı Kerim’i ezberledikten sonra kıraat ilmine ilgi duydu ve Kur’an-ı “kıraat-ı seb’a” üzere okumayı öğrendi. Daha sonra fıkıh ilmine ilgi duydu ve Şafii fıhkında derinleşti. M. 1230 yılına doğru manevi hayatında bir takım değişiklikler oldu ve insanlardan uzaklaşarak münzevi bir hayat yaşamaya, konuşmamaya ve isteklerini işaretle anlatmaya başladı. Üç defa üsüste gördüğü bir rüya üzerine Şeyh Seyyid Abdülkadir Geylani ve Şeyh Seyyid Ahmed er-Rıfai Hz.lerinin kabri şeriflerini ziyaret etmek maksadıyla büyük kardeşi Hasan ile birlikte Irak’a gitti. Bu ziyaretinde Hallac-ı Mansur ve Adi bin Müsafir gibi meşhur sufilerinde kabri şeriflerini ziyaret etti. Bu ziyaretler onun manevi hayatının değiştirdi. Irak’tan Mısır’a H. 634 (M. 1236-37) yılında geri döndükten sonra Tanta’ya yerleşti. Burada kendisine kırk yıl hizmet edecek ve ölümünden sonra yerine geçecek olan Abdül’al bin Fakih ile karşılaştı.

Şeyh Şeyyid Ahmed el-Bedevi Hz.leri hayatının geri kalan kısmını Tanta’da geçirdi ve 12 Rebiülevvel 675 (24 Ağustos 1276)’da vefat etti. Kabri şerifleri Tanta’dadır. Şeyh Seyyid Ahmed el-Bedevi Hz.lerinin riyazet hayatının en dikkat çekici tarafı, dama çıkarak (sütuh) saatlerce hareketsiz bir şekilde, gözlerini adeta iki kor parçası haline gelinceye kadar güneşe bakmasıdır. Bedeviyye Tarikatı’nın Sütuhiyye olarak anılmasının bir sebebi de budur. On iki yıl süren riyazet döneminde müridlerini “nazar” ve   “tevevvüh” ile terbiye etmiştir. 

Not: Bu bilgiler Seyyid Osman Ustaoğlu tarafından yayınlanan "Geçmişten Günümüze Tarikatlar ve Silsileleri" adlı eserden alınmıştır.